https://www.instagram.com/dokumcubaba_blackbear

Hayatımda yaptığım en güzel 2 yatırım;

-Evlenmek,

-Kaplamasız dökme demir ürünlerini üretmek,ülkemize bu kültürü kazandırmak.

Herşey,sevgili eşim ile tanışıp ,bir ömür boyu aynı çatı altında yaşamaya karar vermemizle başladı.

Aşağıdaki videoda da değindiğim üzere eşimde aşırı derecede demir eksikliği vardı,demir ilaçlarını/takviyelerini duymuş ancak damardan iğne ile demir verildiğini hayretler içerisinde ilk defa eşimden duydum.

Üniversite yıllarında durumu o kadar ağırmış ki,kampüste demir eksikliğinden bayılmış,hastanede demir iğnesi ile kendine gelebilmiş…

Ben,tam bir sentetik ilaç karşıtı,mümkün olduğunca ilaç almamaya ve doğal yollardan çözüm bulmaya özen gösteren Dökümcübaba,tabii ki eşimin evlendiğimizden beri  ve müdahale etmezsem ömür boyu kullanacağı demir haplarına bir çözüm bulmalı,bu bağımlılık derecesine varan ihtiyacı mutlaka doğal yollarla gidermeliydim.

Hemen araştırmalar,raporlar,analizler derken yabancı kaynaklardan kaplamasız demir dökümlerde pişen ürünlerden yemeklerimize,vücudun ihtiyacı olan demir geçtiğini öğrendim.Bu konuda da bizzat hazırladığım ve onlarca referansla desteklediğim en geniş türkçe kaynağı web sitemde paylaştım.

https://www.dokumcubaba.com/ham-demir-dokumde-pisen-yemeklere-gecen-demir-miktari/

O zaman ülkemizde doğru düzgün üretici,websitesi,yazılı kaynak vs olmadığından bu ürünler ülkemizde üretiliyor mu, üretilmiyor mu bulamadım bile.

Hemen yurtdışından kaplamasız bir ürün getirdim ve bir forum sitesinde arkadaşlarımla konuyu paylaştım.Sonrasında birkaç adet getirip,küçük kar marjıyla ürünü başkalarına sattım ve işte o an”Neden bu ürünün en kalitesini ben üretmiyorum,y.dışından alıp onlara para kazandırıyorum?” fikri doğru ve 2016 yılında 26cm yerli üretim tavamız ile Dökümcübaba_BlackBear projesi başlamış oldu.

Artık eşim demir takviyesi almıyor,üstelik bir çocuğumuz oldu ve kendisinden bebeğimize onca demir geçmesine rağmen çok şükür değerleri çok iyi.

2019 yılına kadar 2 işte birden ,çoğu zaman günde 18-20 saat ve haftanın 7 günü bıkmadan çalıştım.Gece 02,00’de atölyeden eve dönüp,sabah 06,00’da işyeri servisine binmek için yola çıktım.İşten eve gelince yemek bile yemeden koşarak atölyeye geçtim,geceler boyu ürünleri tek tek ellerimle yıkadım,temizledim,çapaklarını aldım ve  fırınlama yaptım.Yıllık izinler,bayram ve resmi tatillerin hepsinde demir tozuna bulanmış halde çalıştım,resmen Iron Man olmuştum,demir kokuyordum :)

Ancak böyle devam edemezdi,2019 yılında artık bir karar vermem gerekiyordu ve 15 yıllık maaşlı özel sektör kariyerimi,kendimce zirvedeyken yani hayalini kurduğum müdürlük pozisyonundayken istifa ederek sonlandırdım.Evet sadece ama sadece döküm aşkı için,iyi ki de istifa etmişim!

Sadece 1 kişi olarak ben, bu kültürü ülkemizde başlatarak taklitte olsa birkaç firmanın da bu işe atılmasına vesile oldum,onlar da kendi portföyleri ve kalitelerine göre ürün satışı yapmakta.Her ne kadar  tasarımımı,gönderilerimdeki hashtagleri,hatta hikayemi bile kopyalasalar da yine de bu kültürün yayılmasına destek oldukları için sevinçliyim:)

Yaklaşık 4 senede onbinlerce mutlu ve bana dua eden müşterimiz oldu.Her geçen gün de kalitemize güvenen ve sevdiklerine tavsiye edenler sayesinde daha da büyük bir aile olmaktayız.

Üst menüde görebileceğiniz gibi satılan ürünlerden elde edilen gelirin bir kısmını ayırarak bağışlar yapmaktayım ve bu bağışlar şirketim var oldukça ,sizlerin de teveccühüyle artarak devam edecek .

https://www.dokumcubaba.com/yardimbagis/

Şimdi size iki seçenek ve bir soru;

-Ya eşimde demir eksikliği olmasaydı,Dökümcübaba ortaya çıkar mıydı?

-Ya da ben başkaları gibi “aman ne olacak,bunlar ilaç değil takviye, ömür boyu kullanacak ne yapalım” deseydim_?

Bu iki insanın karşılaşması bir tesadüf mü,yoksa kader mi? 

E-Bülten
İndirimli ürünler ve fırsatlardan ilk önce siz haberdar olmak istermisiniz?